Hiç okul yıllarınızda teneffüste arkadaşlarınızla oynadınız mı? Ya da adını bir türlü öğrenemediğiniz sınıf arkadaşınıza adını nasıl sordunuz? Tarih dersinde öğretmeniniz bir soru sorduğunda, aklınızda sadece okuduğunuz o son kitap varken nasıl cevap verdiniz? Otizm tanısı almış küçük bir çocuk özel eğitim sürecini yaşarken belli bir noktada uzmanlar artık okula başlaması gerektiğini söyleyecektir. Otizmli çocuğumuz konuşuyor, kendini ifade edebiliyor olabilir. Okula başlayacak ve oryantasyon sürecini geçecektir.

Ama akran etkileşiminde, grup oyunlarında, teneffüslerde, ders takibinde ve sınıf kuralları konusunda sıkıntılar yaşayacaktır. Bunun sebebi, normal gelişim gösteren akranları günlük yaşantılarını oyunlara aktarmada problem yaşamazken, otizmli çocukların genellemede problem yaşamalarıdır. Normal gelişim gösteren çocuklar farklı deneyimlerini ve yaratıcılıklarını kullanarak oyundan oyuna geçerken otizmli çocukların sosyal yaşam kuralları ve günlük yaşam rutinleri ve bunları oyuna dökme konularında bir sıkıntı yaşadıkları her gün yaşadığımız bir gerçek. Bu gibi durumlarla baş etmek için farklı yöntemler denemekten kaçınmıyoruz. Dünyada bu problemleri çözmek için kullanılan yöntemlerden biri de Dramatizasyon ile Oyun Öğretimi.

Dramatizasyon ile Oyun Öğretimi, hem çocukların günlük hayat içerisinde karşılaşabilecekleri olay ve durumları oyun içerisinde tecrübe ederek, hayata hazır oluşlarını arttırmaya yarayan hem de günlük yaşamda karşılaştıkları olay ve durumları oyuna aktarmalarını sağlayan bir öğretim yöntemidir. Öğretilmek istenen süreçler rol alma, jest ve mimik kullanımı, hareket ve sözlerle bir bütün halinde canlandırılmaktadır.

Özellikle yüksek işlevli otizmli çocuklar akademik alanlarda iyi performanslar göstermesine rağmen, bireysel eğitim seanslarında akademik becerilerin yanı sıra dil becerileri, motor beceriler ve özbakım becerilerine ağırlık verilmekte fakat sosyal-duygusal beceriler, toplumsal yaşam becerileri ve oyun becerileri gibi çocuğun günlük yaşamı içerisinde en çok yer tutan beceriler unutulabilmektedir. Bu becerilerin kazandırılmasında ise devreye dramatizasyon girmektedir. Vanderbilt Üniversitesinde yüksek işlevli otizmli çocuklarda dramatizasyon üzerine yapılan araştırmalar sonucunda, bu becerilerin yanı sıra ortak ilgi, konuşmada sıra alma gibi iletişimi sekteye uğratan alanlarda da çocukların gelişme gösterdiği kanıtlanmıştır.

Yakın zamanlarda tekrarlanan çalışmalar ile otizmli çocukların yüz hatırlama, farklı bakış açılarını anlamlandırma, jest ve mimikleri yorumlama ve kaygı ile baş etme becerilerinde de dramatizasyonun etkili olduğunu göstermiştir. Beyin görüntüleme sistemleri ile düzenli olarak takip edilen otizmli çocukların beyin dalgalarının, dramatizasyon çalışmaları sonucu, normal gelişim gösteren çocuklar ile benzer özelliklere yaklaştığı görülmüştür.

Dramatizasyonda, dramadan farklı olarak süreç bellidir ve yetişkin eğitimin başında yönlendirici, ilerleyen süreçte ise oyun arkadaşı rolündedir. Dramatizasyonlu Oyun Öğretimi ile çocuk toplumsal kuralları, günlük yaşam becerilerini, sosyal ve duygusal iç düzenlemelerini ve oyun oynamayı tecrübe etmekte ve günlük yaşamında genelleyebilmektedir.

Bir dakika arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve çocukluğunuzu düşünün. Evcilik, doktorculuk, polisçilik, manavcılık. Tüm o oyunlar, yetişkinliğinize hazırlığın bir parçasıydı. Tüm bu oyunları mümkün olan en basit haline indirgemek ile işe başlanması ve basamaklarına ayırılması gerekmektedir. Çocuklara öğretim sağlarken mutlaka basitten karmaşığa ilerlemeli ve parçadan bütüne kuralı unutulmamalı.

Öğretime özellikle somut ve birincil ihtiyaçlarla başlanması; somut oluşu sebebiyle konunun anlaşılmasında bir kolaylık sağlayacağı gibi, birincil ihtiyaçlar olması sebebiyle de çokça tesadüfü tekrarın oluşmasına fırsat vermektedir. Bu da öğrenmede kalıcılığın sağlanmasını sağlayacaktır. Öğretimde cinsiyet ayırmaksızın bebek sevme, besleme ya da arabalar ile oynama gibi tüm oyunların çalışılması, günlük yaşam rutini içerisinde tekrar imkanını arttıracaktır.

Örneğin sofrada “haydi bebeğe de yemek ver, o da acıkmış.” ya da caddede araçlar hakkında “bak kırmızı araba park yerinden ayrılıyor, arkasındaki siyah araba acaba yerine park etmek için mi bekliyor?” gibi yönergeler ile, dramatize edilen oyunlar gerçek dünya ile genellenebilir.

Çocuğum oyun oynuyor da diyebilirsiniz. Fakat hep aynı şeyi oynuyor olabilir mi? Oyunları genişletmesinde yine iş size ve yaratıcılığınıza düşüyor. Çocuğunuz arabalar ile hep yarış oyunu oynuyorsa, arabaları alın ve başka neler oynanabileceğini düşünün. Taşımacılık, otopark, tamirhane. Adını siz koyun.

Oyun oynamak planlama, problem çözme becerisi, neden-sonuç ilişkisi, olayların oluş sırası, önce-sonra kavramını öğrettiği gibi bağımsız olarak eğlenebilme, yönerge almadan bir şeyler yapma ve akran ilişkilerini kurmada da başarılı olmalarını sağlar. En önemlisi ise oyun oynayan çocuk yaşamdan da keyif alıyor demektir. F.Ludwig Jahn’ın da dediği gibi “Her gerçek oyun içinde bir dünya doğar.”

KAYNAK:

Özce Zeynep Akçın – Özel Eğitim Uzman Eğitici, Nörobilim Uzmanı

Semiha Erol – Çocuk Gelişimi Uzmanı

Kaynakça:

Boosting Social Skills in Autistic Kids With Drama, Laura MCKENA

Improvement in Social Competence Using a Randomized Trial of a Theatre Intervention for Children with Autism Spectrum Disorder, Corbett BA1,2,3, Key AP4,5, Qualls L6, Fecteau S6,7, Newsom C6,4,8, Coke C9, Yoder P4,10.